Ege'nin Tuzlu Sularında Bir Özgürlük Çığlığı: Aganta Burina Burinata

Nizamettin Gümüş

Kendimi ‘yazar‘ veya ‘düşünür‘ gibi statik etiketlerden çok, hayatın içinde nefes alan bir ‘gözlemci‘ ve ‘okur‘ olarak tanımlıyorum. Ve tüm bu rollerin üzerinde taşıdığım en değerli kimliklerim, bir ‘eş‘ ve ‘baba‘ olmaktır.



Bazen bir kitap okursunuz ve sayfaların arasından yüzünüze tuzlu bir rüzgar eser. Şehir hayatının griliğinden, dört duvarın sıkışmışlığından bunaldığınızda sığınacak bir liman ararsınız. 

İşte Halikarnas Balıkçısı’nın (Cevat Şakir Kabaağaçlı) başyapıtı Aganta Burina Burinata, tam da böyle bir sığınak.

​Bu yazıda, sadece bir romanı değil; denizi bir yaşam biçimi, bir tutku ve vazgeçilmez bir sevgili olarak gören "Balıkçı"nın dünyasını inceliyoruz. Hazırsanız, yelkenleri açalım!

Toprak mı, Deniz mi? Mahmut’un İkilemi

​Romanın merkezinde, Bodrumlu bir denizci ailenin oğlu olan Mahmut yer alıyor. Ancak Mahmut’un hikayesi, klasik bir büyüme öyküsünden çok daha fazlası. O, iki dünya arasında sıkışıp kalmış bir ruh:

  • Toprak: Güvenli, durağan ama onun için boğucu olan kara hayatı. Ailesinin, özellikle de amcasının onu yönlendirmek istediği "garanti" yaşam.
  • Deniz: Tehlikeli, vahşi ama sonsuz özgürlük vadeden mavi sular.

​Mahmut’un çocukluk aşkı toprak kızı Fatma ile denizci ruhu arasındaki çatışma, aslında birçoğumuzun hayatında yaşadığı "mantık ve tutku" çatışmasının bir yansıması. 

Kitabı okurken kendinize şu soruyu sormadan edemiyorsunuz: Hayatta kalmak için mi yaşamalı, yoksa gerçekten yaşamak için risk mi almalı?

"Aganta Burina Burinata" Ne Demek?

​Kitabın ismi, okuyucuda hemen bir merak uyandırıyor. Bu ifade, denizcilik literatüründe bir komut. Kabaca "Serenlerin üstündeki ve altındaki yelkenleri tut!" anlamına geliyor. 

Yani, rüzgarı tam kalbinden yakalamak, tüm yelkenleri açıp enginlere, bilinmeze ve maceraya atılmak demek.

​Yazar bu ismi seçerek, aslında kitabın felsefesini tek bir cümlede özetliyor: Hayatı rölantide değil, rüzgarı arkana alarak dolu dizgin yaşa!

Halikarnas Balıkçısı’nın Dili: Şiirsel Gerçekçilik

​Cevat Şakir, sürgün olarak geldiği Bodrum’u öyle bir sahiplenmiş ki, yazdığı her satırda Ege’ye olan aşkını hissediyorsunuz.

  • Doğa Betimlemeleri: Denizin rengini, balıkların hareketlerini, fırtınanın sesini o kadar canlı anlatıyor ki; kitabı okurken ısladığınızı hissedebilirsiniz.
  • Terminoloji: Kitapta bolca denizcilik terimi var. Başta bu terimler yabancı gelse de, bir süre sonra kendinizi o geminin tayfası gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

Neden Okumalısınız?

​Eğer;

  • ​Şu sıralar üzerinizde bir atalet varsa,
  • ​Yaz mevsimini, denizi ve güneşi özlediyseniz,
  • ​İnsan psikolojisinin doğa ile mücadelesini (ve uyumunu) okumak istiyorsanız,

Bu kitap kütüphanenizde mutlaka yer almalı.

Aganta Burina Burinata, bittiğinde damağınızda tuz tadı, kalbinizde ise buruk bir özgürlük hissi bırakıyor. Mahmut’un seçimleri size doğru gelir ya da gelmez; ancak onun tutkusuna hayran kalmamak elde değil.

Deniz çağırıyor... Duyuyor musunuz?


We G o o g l e We Blogger

Nizamettin Gümüş ⠀Yazar Hakkında:
⠀Kendimi ‘yazar‘ veya ‘düşünür‘ gibi statik etiketlerden çok, hayatın içinde nefes alan bir ‘gözlemci‘ ve ‘okur‘ olarak tanımlıyorum. Ve tüm bu rollerin üzerinde taşıdığım en değerli kimliklerim, bir ‘eş‘ ve ‘baba‘ olmaktır.


8 Yorum Yapılmış

Dikkat Yorumlara resim ve video ekleyebilmek için URL ekleyebilirsiniz...
Dikkat Reklam amaçlı linki bırakmak, hesabınızın geçici olarak engellenmesine sebep olur.

:)

;)

:D

:(

=(

:@

:X

:O

:P

:F

:Y

:A

<3


:T

:H
Yeni Yorum Yap

  1. Aganta Burina Burinata nın sadece bir roman değil bir yaşam felsefesi olduğunu çok güzel aktarmışsınız.
    Romanın merkezindeki "özgürlük mü, sorumluluk mu?" ikilemini çok net aktarmışsınız. :Y
    Bu yayın sayesinde kitabın derinliğini yeniden keşfetmemi sağladı. :)

    Denizi ve güneşi özleyen biri olarak bu inceleme bana ilaç gibi geldi. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman efendim teşekkür ediyorum. İltifat buyuruyorsunuz.

      Sil
  2. Halikarnas Balıkçısı'ndan Mavi Sürgün'ü okumuştum yıllar önce. Bu kitabını merak ettim.
    Çok güzel bir inceleme olmuş😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ece, kitabı okumanı öneririm. Zira anlattığımdan daha fazlası var kitapta.

      Sil
  3. Aganta Burina Burinata görünce ne iyi geldi keyifle okuduğum kitaplardan biri farklı bir yorumla incelemek ayrı bir keyif kattı 😊 Deniz, güneş ve Bodrum’un sonsuz maviliği .. Ayrı bir pencere açtığınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba @elsa

      Yazıyı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Umarım keyifli hatıraların hatırlanmasına vesile olmuştur yazı.

      Burada ve kendi blogumda daha fazla kitap incelemesi bulabilirsiniz.

      İyi okumalar.

      Sil
  4. Merhabalar.
    Kitapları, kitaplar hakkında yazılanları okumayı çok severim. İnşAllah bu kitabı da temin eder ve okumaya başlayabilirim. Kitaplığım da o kadar çok yarım kalmış kitaplar var ki!..
    Tanıtım için çok teşekkür ederim. Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kitap alıyoruz. Parasını veriyoruz, kapağını okşuyoruz, kokusunu içimize çekiyoruz. Sonra bir bakıyoruz, üçüncü sayfadan sonra gözler kayıyor, cümleler birbirine dolanıyor, yazar sanki bir yerlerden bizimle inatlaşıyor.

      O an içimizde tuhaf bir suçluluk: “Para verdim, bitirmem lazım.”

      Kim dedi bunu? Hangi akıl, hangi otorite okura böyle bir zincir vurdu?

      Bak kardeşim!

      Bir kitabı yarım bırakmak, okurun en doğal hakkıdır. Hatta bazen okurun en büyük onurudur! Çünkü o kitabı bıraktığın an, şu gerçeği haykırırsın: “Ben kuzu değilim, okurum!”

      Bizim memlekette bir tuhaf adet var. Kitap bitirmek marifet sayılıyor. Ne pahasına olursa olsun son sayfaya ulaşmak. Sanki dayanıklılık testi yapıyoruz.

      Yahu edebiyat maraton değildir! Sen okuyorsun, senin zihnin, senin kalbin! Eğer o kitap sana bir şey vermiyorsa, seni sürüklemiyorsa, cümleleri sana yaslanmıyorsa; bırakacaksın kardeşim!

      Kimsenin hatırı için, kimsenin övgüsü için, kimsenin “Bravo bitirmişsin!” demesi için sayfa çevrilmez.

      Her kitap her okura göre değildir. Bazen yazar geveler, bazen hikâye yavan, bazen senin mevsimin değildir. Bazen ruh hâlin tutmaz. Bazen kitap güzeldir ama senin aklın başka yerdedir. Ve bunu kabullenmek olgunluktur.

      Daha önemlisi: Zorlama okuma, kitabı da öldürür seni de.

      İnsan istemediği kitabı bitirmeye uğraşırken, okuma sevgisini yitirir, zihni çoraklaşır. O yüzden yarım bıraktığın her kitap, aslında kendi okuma yolculuğuna sahip çıkmandır.

      İster ilk sayfada bırak, ister ortasında. İster üç yıl sonra tekrar dön, ister bir daha yüzüne bile bakma. Bunların hepsi okur özgürlüğüdür.

      Çünkü okur bir otoritenin emriyle sayfa çevirmediği gibi, kimsenin eline hesap vermek zorunda da değil.

      Gerçek okur, neyi okumayacağını bilen kişidir.

      Ve unutma:
      Bir kitabı bitirmek cesaret ister; Bir kitabı yarım bırakmak da karakter.

      Zamanında böyle bir yazı yazmıştım. Kitapları yarım bırakmak da okumanın şiarındandır.

      Selamlar sevgiler Üstadım.

      Sil