Festina Lente'den Teennî'ye!

Nizamettin Gümüş

Kendimi ‘yazar‘ veya ‘düşünür‘ gibi statik etiketlerden çok, hayatın içinde nefes alan bir ‘gözlemci‘ ve ‘okur‘ olarak tanımlıyorum. Ve tüm bu rollerin üzerinde taşıdığım en değerli kimliklerim, bir ‘eş‘ ve ‘baba‘ olmaktır.



İnsanlık tarihi, zamanı dizginleme çabasının tarihidir. Batı’da Augustus’un sikkelerine kazıttığı yunus ve çapa sembolüyle somutlaşan Festina Lente, Doğu’nun kalbinde yankılanan Teennî ile aynı hakikate parmak basar: 

Gerçek güç, süratte değil, istikamettedir. 

Roma’nın devlet aklı, yavaşça acele etmeyi bir imparatorluk stratejisi olarak gördü. Yunus hızı, çapa ise dengeyi temsil ediyordu. Eğer sadece yunus olursanız, sığ sularda karaya vurursunuz; sadece çapa olursanız, yerinde sayan bir pas yığınına dönüşürsünüz. 

Augustus biliyordu ki; düşünülmeden atılan her adım, geri dönmek zorunda kalınacak bir yoldur. Batı’nın bu paradoksu, verimlilik ve hatasız icraatın kutsanmasıdır. 

Ancak bu fikir, İslam literatüründeki Teennî ile birleştiğinde teknik bir tavsiye olmaktan çıkıp bir varoluş biçimine dönüşür. Teennî, sadece yavaş hareket etmek değildir; o, kalbin telaştan arınması, yani Sekinet halidir. 

Müslüman bir zihin için acele, ruhun dengesini yitirip eşyanın hızına köle olmasıdır. Teennî ise basirettir; eylemin önünü ve arkasını bir bütün olarak görebilmektir. 

Bu iki kavramın en güçlü kesişim noktası, nitelikli eylem zorunluluğudur. Festina Lente, tekrar etmemek için dikkati elden bırakma derken; Teennî, Allah katında makbul olanın, sonucunu düşünerek ihlasla yapılan iş olduğunu söyler. İkisinde de telaşa yer yoktur. 

Çünkü telaş, korkunun dışavurumudur; oysa bu iki öğreti de özgüvenden ve sarsılmaz bir kararlılıktan doğar. Modern dünya bizi sürekli koşmaya zorlarken, bu kadim öğretiler yakamızdan tutup bizi sarsar. 

Hızlı olmak bir marifet değildir; mühim olan, o hızın içinde kaybolmadan, bir cerrahın titizliğiyle dokuyu işleyebilmektir. 

Bir yazar için bu, kelimeleri savurmak yerine onları bir kuyumcu gibi dizmek; bir lider içinse fırtınanın ortasında dinginliğini koruyarak karar vermektir. 

Sonuçta; Roma’nın yunuslu çapası ile İslam’ın vakar ve teennîsi aynı şeyi fısıldar: 

Zamanın efendisi olmak istiyorsan, önce kendi telaşını öldür. Çünkü asıl hız, hedefe en kısa yoldan gitmek değil; yanlış yollara sapmayacak kadar uyanık olmaktır.

We G o o g l e We Blogger

Nizamettin Gümüş ⠀Yazar Hakkında:
⠀Kendimi ‘yazar‘ veya ‘düşünür‘ gibi statik etiketlerden çok, hayatın içinde nefes alan bir ‘gözlemci‘ ve ‘okur‘ olarak tanımlıyorum. Ve tüm bu rollerin üzerinde taşıdığım en değerli kimliklerim, bir ‘eş‘ ve ‘baba‘ olmaktır.


0 Yorum Yapılmış

Dikkat Yorumlara resim ve video ekleyebilmek için URL ekleyebilirsiniz...
Dikkat Reklam amaçlı linki bırakmak, hesabınızın geçici olarak engellenmesine sebep olur.

:)

;)

:D

:(

=(

:@

:X

:O

:P

:F

:Y

:A

<3


:T

:H
Yeni Yorum Yap